Osmanlı Devletinde çiftçiler, aldıkları mahsul karşılığında her sene Öşür adıyla devlete onda bir pay vermişlerdir. Osmanlılarda Müslim-Gayrimüslim ayrımı yapılmaksızın bütün tebaa öşür mükellefi idi.
İncelenen defterde Akçaabat a 89 köyün bağlı olduğu görülmektedir. Bu köylerden biri olan Mula köyü hane hane ele alınıp vergilendirilmiştir. Burada sadece hane reisinin vergisinden bahsedilmekte, hanede bulunan diğer fertlerden bahsedilmemektedir. Hanede bulunan kişilerin sayısı ailenin nüfusuna göre değişmektedir. Köyde gösterilen bütün sülaleler o köy ahalisi olmayıp çevre köylerden o köyde toprağı bulunanlarda vergi defterine eklenmişlerdir. Örneğin Gülcena Köylü Linoğlu Ahmet in hanesi toprağının bir kısmı Mula Köyünde olduğu için listeye dahil edilmiştir.
1850 Yılı Vergi Defterinin 61 sayfasında Karye-i Mula (Mula Köyü) olarak yer alan kısmın hemen altında yapılan hesapta 1400 kuruşa 100 kuruş zam yapılarak 1500 kuruş bulunuyor.
|
Merhabalar, iki konuya bildiğim kadarıyla açıklık getireceğim. Doğu karadeniz bölgesinde 1600 yıllarından itibaren islamizasyon ve Türkleştirme operasyonları hız kazanmıştı. Sahil kesimlerinde otoritenin etkisinden kurtulmak isteyen halk çareyi 1000 rakımından yukarı
YanıtlaSilyerleşmekte buldu. Daha sonra 1821 yıllarından sonra Osmanlı Rus harbinden sonra Ruslarin kafkaslarda ilerleyişi ile osmanlı artik yüksek kesimlerde yaşayan halkların da vergi ve insan gücüne ihtiyac duydu. Söylediğiniz gibi halkın yüzde yüzünün müslüman olması onların 8 yy dan itibaren müslüman olduğunu kanıtlamaz. Türkçe konuşmasi Türk yada orta asya kökenli Türk olduklarını kanıtlamaz. İslami ibadet hanelerin eserlerin olmamayışı bunun kanıtı. İnsanların tipleri orta asya insan tiplerine benzemeyişi daha çok kafkas tipleri bunun açık göstergesidir. 1800 li yıllardan itibaren din değiştirmek istemeyen karadeniz halkları Gürcistan a veya karadeniz karşı tarafına göç ettiler. Bu gün aynı sülale isimleri ile oralarda eski din ve dilleriyle yaşıyorlar.